DŁnyaSensin
  Makale Sensin
 

Küçük karınca

 

Zamanın birinde küçük bir karınca, sırtına çıkınını vurmuş, yola çıkmış. Etraftaki diğer hayvanlar sormuşlar:

v     “Hayrola karınca kardeş nereye böyle?”

v     “Mekke’ye gidiyorum, hacı olacağım.”

Hayvanların hepsi kahkahaya boğulmuş ve

v     “Ufacık hayvansın, oraya varmadan açlıktan, susuzluktan ölürsün” demişler.

v     “Olsun” demiş küçük karınca. “Varamasam da yolunda ölürüm!”

 

Karıncanın zaten çalışkan olduğunu biliyoruz. Ama önemli olan burada çıkaracağımız derstir. Karıncanın kendine olan güvenini görmemek mümkün değil zaten. Dediğim gibi kendine güvenden sonra inanacaksın. Karınca da ne kadar inanmış görüyoruz ve bu inancıyla hedefine ulaşmaya çalışıyor. 


Hedefimizi doğru belirler ve ona ulaşmak için yeteri kadar çaba sarf edersek inanın önünüzde kimse duramaz. Hedef kavramı o kadar önemlidir ki herhangi bir işe başlamadan, önce hedef belirlenir. Nerdesin nereye varmak istiyorsun bu çok önemli.




Bilgisayar acemisi

 

WordPerfect'in yardım hattında banda alınmış bir telefon konuşması. Bu konuşma sonrası helpdesk elemanı işinden kovuluyor. Kovulduktan sonra da şirketi kendisini ‘gerekçesiz’ işten çıkardığı için mahkemeye veriyor.

İşte Telefon Konuşması :

—Yardım hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim?
— Bir sorunum var.
— Nasıl bir sorun?
— Yazı yazıyordum, birden bütün kelimeler gitti?
— Gitti mi?
—Yok oldu!
— Ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
— Hiç bir şey.
— Hiç bir şey mi?
—Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
— Hala Wordperfect programında mısınız yoksa programdan çıktınız mı?
— Bunu nereden bileyim?
— Ekranda bir "C" harfi görüyor musunuz?
— Bir "hece" mi...
—Boş verin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var mı?
— Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.
— Monitör üstünde yanan bir lamba var mı?
— Monitör ne?
— Ekranı olan yer, televizyon gibi... Çalıştığını gösteren küçük bir lamba var mı?
— Bilmiyorum.
— Monitörün arkasına bakın, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
— Evet.
Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlı mı bana söyleyin.
— Bağlı.
— Harika. Monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
Görmedim.
— Tekrar bakar mısınız, ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım.
— Evet buldum.
— Tamam, şimdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakin.
— Kabloya ulaşamıyorum.
— Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir misiniz?
— Olmuyor.
Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız....
— Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum.
— Karanlık?
— Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor.
— Ofisin ışıklarını yakın.
— Yanmaz.
— Neden?
— Elektrikler kesik.
— Elektrikler mi kesik. Tanrım! (kısa bir sessizlik)
Bilgisayarın kutusu, kitapları her şeyi duruyor mu?
— Evet dolapta.
— Şimdi bilgisayarı sökün, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkâna iade edin.
— Durum bu kadar kötü mü?
— Korkarım öyle!
— Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
—“Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım” diyeceksiniz.




 


Eğitim Şart!

 

Bir komedyenin söylemiyle iyice önemsenen bu söz aslında çok öncelerden beri bizim kaçınılmazımız. Savaşları, kavgaları ve şiddet unsurunu bu vazgeçilmez terimle ortadan kaldırabilecek olmamız o kadar da zor olmasa gerek. Ben size söyleyeyim zor değil. Herkes üstüne düşen görevi layığıyla yerine getirirse hiçbir şey zor değil aslında. Tabi ki burada medya ya düşen çok önemli bir görev var. Çocuklarımızı zehirlememek!

 

Karşıma gereksiz programların çıkacağını bilmeme rağmen, acaba bugün çocuklarımızı nelerle zehirliyorlar diye aptal kutusuna baktığımda hiç şaşırmıyorum. Her zaman ki gibi silahlar, çeteler, cadılar, kutular ve daha birçokları. Kısacası şiddeti, vahşeti ve aldatmacayı tüm çıplaklığıyla vermeyi başarıyor medyamız. Hatırlamıyor musunuz uçmak isteyerek balkondan atlayan çocukları? Çığlıklarını duymuyor musunuz okullarda arkadaş kurşunuyla vurulan gençlerin? Görmüyor musunuz şans uğruna evini barkını kaybeden ve sokakta kalan aileleri?

 

Okullarda grup çalışması mı yapmayı düşünüyorsun öğretmenim? Hiç heveslenme. Çocuklar kendi gruplarını oluşturmuş mafyacılık oynuyorlar. Hepsinin lakapları bile var. Kendim bizzat şahit oldum. Çocuk artık o karakteri bir görev olarak üstlenmiş kendisine, sürekli onu oynuyor. İkinci bir kişilik edinmiş kendisine. Edindiği kişilikte kendisine çok büyük zararlar verecek. Yapmayın arkadaşlar durum sandığınız kadar basit değil. Gençlerimizin beynini yıkamaktan vazgeçin!

 










Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  2008 © Copyright by www.dunyasensin.tr.gg ® Tüm Hakları saklıdır  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
DunyaSensin myeglencen toplist